31 Mayıs 2012 Perşembe

huzur evi..

 [..Huzur evinde yağmura yakalanınca yaşlı bir amcanın kendi şemsiyesini düşünmeden bana vermesi ve "ıslanma" diyerek sıcacık gülümsemesiydi sanırım KARŞILIKSIZ SEVGİ dedikleri.. uzun zamandır bu kadar güzel bir duygu hissetmemiştim ihtiyar, insanların senden öğrenmeleri gereken çok şey var..!! ..]


 huzur evine gittik bir kaç gün önce.. uzun zamandır yapmayı istediğim ama hiç bir girişiminde bulunmadığım bir durumdu.. kendimce sebeplerim vardı prosedür bilmiyordum, oranın kuralları vardı her gireni almazlardı falanda filan.. gördüm ki biraz kendimin yarattığı bahanelermiş, yok öyle bir şey yani.. giden hiç kimseyi geri çevirmiyorlarmış en azından beni ve grubumu çevirmediler.. 


   tahmin ettiğim gibiydi bir sürü yaşlı hayat ama tahmin ettiğimden daha ferah temiz bir yerdi bunu görmek beni gerçekten mutlu etti.. her zamanki çekingenliğimden mi bilmiyorum sohbet etmek biraz zor oldu benim için.. aslında çekingenliğimden ziyade hal hatır sorup görevini yerine getiren, vicdanını rahatlatıp çekip giden biri olmak istemiyordum.. belki tanımak istiyordum biri ya da bir kaçını ama yanlış bir soru sorup yaralarını deşmekten korkuyordum.. o kadar sıcak olmalarına rağmen ben yine kenardan izleyen oldum.. sonra yapmaktan çekinmediğim bir işe koyuldum izinlerini alıp fotoğraflarını çekmeye başladım.. 


   alışkınlardı bu duruma hepsi gülümsüyordu benden yana baktıklarında.. sonradan bir teyzenin lafı ile anladım hep bir anda saçılan gülücüklerin sebebini.. "insanlar geliyor fotoğraflar çektiriyor bizimle.. ne yapıyorlar bilmiyorum ama ikinciye görmüyoruz genelde aynı kişileri, çekildiğimiz fotoğraflar ise ne oluyor bilmiyorum.. anlamam ben bu işlerden ama bizim güvenliğe versen de biz çıkartsak kendi paramızla" dedi.. "olur mu teyze" diyebildim o an "ben getiririm çıkartırım da.." o an o teyzenin sözü mü oldu beni oraya çeken bilemedim.. 


   iki gün sonra sınavdı, ödevdi bir sürü işimin arasında stüdyoda fotoğrafları çıkarttırdım ve tuttum ikinci kez huzur evinin yolunu.. saat altı civarındaydı almayacaklar beni diye düşünüyordum ama almasınlardı fotoğrafları verir dönerdim, ellerine ulaşırdı sonuçta.. beni görmeseler, tanımasalar da olurdu sadece fotoğrafları görüp mutlu olmalarını istiyordum.. 


   otobüste nasıl bir yağmur bastırdı bir anda bilemedim.. fotoğrafları çantama yerleştirdim ama duraktan girişe kadar koşsam da epey ıslandım.. teyzenin bahsettiği güvenlikle karşılaştım durumu anlattım ama bu saatten sonra odalara giremeyeceğimi söyledi biraz kuruyun isterseniz dedi ve beni dinlenme kısmına yöneltti.. bir kaç amca vardı orada ama teyzeye ben veremeyecektim itiraf etmeliyim ki biraz üzüldüm.. 


   kurumaya gerek yok dedim kendi kendime.. yağmur duracak gibi görünmüyor, yine ıslanacaksın bir an önce tut evinin yolunu.. biri seslendi "bekle biraz" diyerek sonra içeri yöneldi.. anlamadım ne olduğunu bekleyip beklememekte kararsız kaldım ama meraktan olsa gerek ki olduğum yerde dondum kaldım.. bir kaç dakika sonra elinde şemsiyeyle bana doğru geldiğini görünce gülümsedim.. "gerek yoktu amca" dedim "durak yakındı zaten.." sıcacık gülümsedi "ıslanma daha fazla" dedi.. çok bir seçeneğim yoktu durak dediğim kadar da yakında değildi ki kim bilir ne zaman araba gelirdi.. teşekkür ettim "en yakın zamanda getireceğim" dedim.. "sanki senden önemli" dedi huysuz bir ses tonuyla.. gülümsedim hiç tanımadığım o huysuz ihtiyarı o an öyle sevdim ki.. uzun zamandır içim bu kadar sıcacık olmamıştı.. karşılıksızdı, o kadar iyi hissettirdi ki beni otobüsü falan unuttum eve kadar yürüdüm yağmurun altında.. 


   gerçekten benim için farklı bir gündü.. şemsiyeyi sıkı sıkı kavradım.. sanırım o ihtiyarı tekrardan görmek için bir bahanem vardı artık.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kim durup düşünmüş, Ne demiş..