4 Ekim 2012 Perşembe



 

   düşündüğüm şeyleri yansıtamama durumu içerisindeydim bir kaç zamandır.. karşımdakinin üzülmemesi için ya da belki de onu yalnız bıraktığımda bensiz yapamayacağından korktuğumdan için.. istediğini yapamama, daracık bir alanda sıkışıp kalma durumu..
   
   sinir sistemi dediğimiz şey o kadar garip ki.. ne kadar kontrollü olursanız olun patlaklar vermeye başlıyorsunuz bir yerden sonra.. en ufak şeylere ani, sizin bile anlayamadığınız büyük tepkiler vermeye başlıyorsunuz.. kavgalara gebe kalıyorsunuz, günden güne içinizde büyüyen.. aklınızı ele geçirmesine rağmen oturup da iki laf edemediğiniz.. ve ağzınızdan çıkmasına engel olamadığınız sözcükler..

    - Ben gidiyorum..
    - Gitmek..?
    - Buradan, birbirimize daha fazla zarar vermeden.. 
    - Peki..  (gitmesen..!)
    - ...  (ama gitme demesi gerekmiyor muydu..!)


   evet.. gitmem gerekiyordu bu saatten sonra.. sözümün ardında durmamazlık yapmazdım çünkü ben.. hem kendim değildim zaten uzun zamandır.. neredeydi o eski hayatım, özgürlüğüm..? gitmeliydim değil mi..! kal demedi ki zaten.. sanki nefes alamıyor gibiyim.. uyuyayım en iyisi, yatayım yatağa o da kanepede sızar kalır nasılsa biralarıyla..

   üç saniyede ağzımdan çıkan o iki kelimeyi eyleme geçirmek beş günümü aldı ya da almadı.. farklı bir ev ve gerekli olduğundan hala emin olamadığım bir sürü telaş.. şaka sandı sanırım gülüp geçebileceği, ya da öfkeyle ağzımdan çıkan iki kelime.. öyleydi belkide ama hazmedemezdim susup oturmayı.. aynı evdeki son birkaç günümüzde taşınma kelimesi geçmedi hiç.. yakın kelimeler kullanılsa da geçiştirildi bir şekilde.. bir şeylerin iyi olabileceğini düşündüğüm anlar da oldu, hala aynısın niye böylesin dediklerim de.. aracın gelmesine kalan son bir saat..

     - Mutlu musun şimdi?
     - Benim için böylesi daha iyi olacak.. (?) 
       (ahh şu beni suçlayan bakışların.. senin davranışların yüzünden gidiyorum ben..!)
     - ...

   aklına geldiğimden eminim.. sen geliyorsun; yeni evimde, hayatımda beş gün sonra da olsa.. bu kadar uzun zaman sonra olması her şeyin istediğim gibi olmasından falan değil.. yapmam gereken o kadar çok şey arasında buluyorum ki kendimi her birine yetişmek için koşturmaktan düşünmeye vakit bulamıyorum.. aslında düşünmemem belki de en iyisi.. zor oluyor ama.. duygusala bağladım fena anlamda farkındayım yoksa uyumuş olurdum çoktan.. kaç zamandır sonraki günü ilk dakikalarını göremeden sızıyorum.. sızmak derken alkolden değil, bıraktım onu en azından senin kadar abartmıyorum..

   hani bazen söylediğimiz kelimeler incitir ya karşımızdakini, bazen de susmak kelimelerin en kötüsü değil midir..? tüm karamsar düşünceleri karşınızdakinin yorumuna bırakmışsınızdır.. içinde barındırdığı, kendinin bile farkında olmadığı uçuruma sürükler kendini; sonrasında ne yapsanız engel olamazsınız..





2 yorum:

  1. Ayrılık böyle mi oluyor?

    Bu kadar basit olacağını sanmıyorum...

    YanıtlaSil
  2. BAZEN GERÇEKTEN BU KADAR DA BASİT OLUYOR ÇEKİP GİTMEK..

    YanıtlaSil

Kim durup düşünmüş, Ne demiş..