27 Şubat 2013 Çarşamba

kötü film diye bir şey yoktur her filmden en az bir kare, tını yahut bir mimik kalır hafızamızda.. yarım yamalak ingilizcemle adını hiç bilmediğim film müziklerini kelime kelime aramak keyifli oluyor.. zorluğu onu daha da değerli kılıyor..


  - BLOOMİNGTON -

15 Şubat 2013 Cuma

empati

   içimdeki memleket hasretinden değil, önemsediğim birkaç insanı özlediğimden doğduğum yere gittim birkaç gün önce.. kafa dağıtmak, birkaç gün bu yoğunluktan uzaklaşmak iyi geldi gelmesine de dengesizlik yapıp işleri karıştırmakta üstüme yok.. insanların istemedikleri konuda dürüst olmam başımı ağrıtıyor, hala öğrenemedim bunu.. 

  çocukluktan yakın bir arkadaşımla görüştüm, seyrek görüşsek de eskilerde epey iyi olduğum sevdiğim biri kendisi.. özlemişim sohbet etmeyi, onunla vakit geçirmeyi.. yedik içtik neyse konu sevgili muhabbetlerine geldi.. her zamanki gibi olmadığını dile getiren kaçamak bir cevap verdim ve üstünü kapattım.. normalde çok umursamam ama bu kez bir düğüm gibi boğazıma oturdu yalan söylemek.. aklımdan da çıkmadı sonrasında.. ayrılma vakti geldi teyzemlerde kalmam gerektiği için.. tekrar görüşmeyi diledik zaten epey zaman önce bize gelme sözü vardı "okula dönmeden uğrarım ben de bu birkaç gün içinde" dedi ayrıldık.. ama "erkek değil kız arkadaşım var" diyememek dokundu bana..

  takıntılı biriyim ben bir şeylere takıldığımda saplanır kalırım.. bir kaç saat önce arkadaşım müsaitsem geleceği konusunda mesaj attı.. olur dedim saatte vs bütün detaylarda anlaştık gece dışarı çıkmak güzel olur dedik sonra olabilecekleri düşünmeye başladım.. bunu niye bilmiyorum ama zaman zaman yapıyorum.. gece dışarı çıkıp alkol aldığımızda bu konu tekrardan aklıma düşecek bir süre kendi kendimi yiyecektim sonra da büyük ihtimalle söyleyecektim.. ne yapacağını kestiremedim.. gülüp geçer miydi, ciddiye alır sorular mı sorardı yahut konuyu kapatıp ertesi gün hatırlamıyor gibi mi yapardı bir çok kişi gibi bilemedim.. geldiğine pişman olur mu sorusu belirdi birden aklımda ya alkolün etkisiyle benle gelmek istemezse diye abarttım durumu düşüncelerimde.. buraya gelmeden bilmeli diye düşündüm sonra belki gelmek istemez ve söyledim kendimce açıklayıcı bir mesajla..

  cevabın geciktiği her dakikada biraz daha geriliyordum sanki.. sonra saygı duyduğunu belirten biraz resmi bir mesaj aldım şaşırdığını, bu konu hakkında biraz düşünmesi gerektiğini söyleyen.. garip bir his oluştu içimde; gerginlik, önemsediğin insanı kaybetme korkusu, ne olacağı konusundaki merak.. ama adı pişmanlık değil.. insan niye kendinde olan bir şeyi dile getirdiği için pişmanlık duysun ki, duymalı mı? yalan söylemediği, arkasında durduğu için? onu kaybeder miyim bilmiyorum ama bazen kızıyorum kendime bu kafayla gidersen bir gün mutlaka bir yerde olacaktı, biri bu şekilde davranacaktı niye şaşırıyorsun diye.. ama kızamıyorum da aynı zamanda ortada bir suç yok çünkü, yanlış bir şey yok.. olan sadece alışılmışın dışında olan duygular.. alışılmışın dışında olması durumu yanlış mı kılar veya tepki verilmesi gereken bir durum haline getirebilir mi? olan bir şeyi gizlemek, diğer insanlar gibi rahat yaşayamamak yeterince dokunuyorken bir de üstüne yalanlar eklemek zorunda olmakten nefret ediyorum..

  gerginliğimden sanırım yine sarılıyorum kelimelere..

  "bazı durumlar vardır ki, her cümlesinde empatinin öneminden bahseden insana bile Allah göstermesin dedirtir.. fakat bu, kendimizde düşünmek dahi istemediğimiz bu durumların bazı insanların kendi seçimleri olmadığı gerçeğini değiştirmez.."

  toplum olarak empati yap veya kendini onun yerine koy cümleciklerini sık sık kullanırız.. eşcinsel olmayan kaç kişi eşcinsel gibi düşünebilir bilmiyorum ama geçseniz bir topluluğun karşısına diyelim ki eşcinselsiniz deseniz "allah göstermesin" gibi cevapları duyar gibiyim.. sözün özü yine işin içinden çıkamıyorum.. salt kaderci bir insan da değilim.. bu şekilde diğer durumdakine kıyasla o kadar mutluyum ki bu niye bu şekilde algılanamıyor anlamıyorum..

10 Şubat 2013 Pazar

Yeniden çocuk olsam, 
bir kız çizerdim bu kez buğulu cama.. 
dudakları olurdu incecik, 
saçları olurdu bukle bukle, 
belki hayalleri olurdu tozpembe..
fakat çocuk bile olsam,
dokunamazdım gözlerine..
buhardan da olsa
gözlerinden süzülecek damlalar oluşturabilme ihtimalimi
göze alamazdım çünkü..