15 Şubat 2013 Cuma

empati

   içimdeki memleket hasretinden değil, önemsediğim birkaç insanı özlediğimden doğduğum yere gittim birkaç gün önce.. kafa dağıtmak, birkaç gün bu yoğunluktan uzaklaşmak iyi geldi gelmesine de dengesizlik yapıp işleri karıştırmakta üstüme yok.. insanların istemedikleri konuda dürüst olmam başımı ağrıtıyor, hala öğrenemedim bunu.. 

  çocukluktan yakın bir arkadaşımla görüştüm, seyrek görüşsek de eskilerde epey iyi olduğum sevdiğim biri kendisi.. özlemişim sohbet etmeyi, onunla vakit geçirmeyi.. yedik içtik neyse konu sevgili muhabbetlerine geldi.. her zamanki gibi olmadığını dile getiren kaçamak bir cevap verdim ve üstünü kapattım.. normalde çok umursamam ama bu kez bir düğüm gibi boğazıma oturdu yalan söylemek.. aklımdan da çıkmadı sonrasında.. ayrılma vakti geldi teyzemlerde kalmam gerektiği için.. tekrar görüşmeyi diledik zaten epey zaman önce bize gelme sözü vardı "okula dönmeden uğrarım ben de bu birkaç gün içinde" dedi ayrıldık.. ama "erkek değil kız arkadaşım var" diyememek dokundu bana..

  takıntılı biriyim ben bir şeylere takıldığımda saplanır kalırım.. bir kaç saat önce arkadaşım müsaitsem geleceği konusunda mesaj attı.. olur dedim saatte vs bütün detaylarda anlaştık gece dışarı çıkmak güzel olur dedik sonra olabilecekleri düşünmeye başladım.. bunu niye bilmiyorum ama zaman zaman yapıyorum.. gece dışarı çıkıp alkol aldığımızda bu konu tekrardan aklıma düşecek bir süre kendi kendimi yiyecektim sonra da büyük ihtimalle söyleyecektim.. ne yapacağını kestiremedim.. gülüp geçer miydi, ciddiye alır sorular mı sorardı yahut konuyu kapatıp ertesi gün hatırlamıyor gibi mi yapardı bir çok kişi gibi bilemedim.. geldiğine pişman olur mu sorusu belirdi birden aklımda ya alkolün etkisiyle benle gelmek istemezse diye abarttım durumu düşüncelerimde.. buraya gelmeden bilmeli diye düşündüm sonra belki gelmek istemez ve söyledim kendimce açıklayıcı bir mesajla..

  cevabın geciktiği her dakikada biraz daha geriliyordum sanki.. sonra saygı duyduğunu belirten biraz resmi bir mesaj aldım şaşırdığını, bu konu hakkında biraz düşünmesi gerektiğini söyleyen.. garip bir his oluştu içimde; gerginlik, önemsediğin insanı kaybetme korkusu, ne olacağı konusundaki merak.. ama adı pişmanlık değil.. insan niye kendinde olan bir şeyi dile getirdiği için pişmanlık duysun ki, duymalı mı? yalan söylemediği, arkasında durduğu için? onu kaybeder miyim bilmiyorum ama bazen kızıyorum kendime bu kafayla gidersen bir gün mutlaka bir yerde olacaktı, biri bu şekilde davranacaktı niye şaşırıyorsun diye.. ama kızamıyorum da aynı zamanda ortada bir suç yok çünkü, yanlış bir şey yok.. olan sadece alışılmışın dışında olan duygular.. alışılmışın dışında olması durumu yanlış mı kılar veya tepki verilmesi gereken bir durum haline getirebilir mi? olan bir şeyi gizlemek, diğer insanlar gibi rahat yaşayamamak yeterince dokunuyorken bir de üstüne yalanlar eklemek zorunda olmakten nefret ediyorum..

  gerginliğimden sanırım yine sarılıyorum kelimelere..

  "bazı durumlar vardır ki, her cümlesinde empatinin öneminden bahseden insana bile Allah göstermesin dedirtir.. fakat bu, kendimizde düşünmek dahi istemediğimiz bu durumların bazı insanların kendi seçimleri olmadığı gerçeğini değiştirmez.."

  toplum olarak empati yap veya kendini onun yerine koy cümleciklerini sık sık kullanırız.. eşcinsel olmayan kaç kişi eşcinsel gibi düşünebilir bilmiyorum ama geçseniz bir topluluğun karşısına diyelim ki eşcinselsiniz deseniz "allah göstermesin" gibi cevapları duyar gibiyim.. sözün özü yine işin içinden çıkamıyorum.. salt kaderci bir insan da değilim.. bu şekilde diğer durumdakine kıyasla o kadar mutluyum ki bu niye bu şekilde algılanamıyor anlamıyorum..

5 yorum:

  1. Escinsellik hakkında bir fikrim yok. Olamaz da zaten çünkü eşcinsel değilim.
    Ama herkesin "tercihine" saygım var. Başkalarının hayatına tecavüz etmediği müddetçe herkesin her görüşüne saygım var yani.
    Bence herkesin de böyle olması gerekiyor. Eğer bir terslik soğukluk yaratırsa arkadaşının kendi ayıbıdır ya da kendi düşüncesidir diyelim. Ama arada bir yalan söyleyebilmek lazım diye düşünüyorum ya.

    Bence kafaya takılacak bir sorun değil.

    Reel hayatımda ( Bu reel hayat mevzusunu da hiç anlamıyorum sanki burada başka bir hayat yaşıyoruz. :))hiç eşcinsel arkadaşım omadı. Eşcinsel olduğunu düşündüklerim vardı ama, muhtemelen baskıdan korktukları için söyleyemiyorlardı. Ama bloggerdan takip ettiklerim var. Gayet normal insanlar ve galiba anormal olan onlara kin besleyen zat-ı muhteremler.

    Neyse fazla uzatmayayım yorumun özü takma kafana olacak.

    Bir de merak ettiğim bir konu var, ben sorayım sen istersen cevaplama;

    İnsanlar neden hemcinslerine ilgi duyar?

    YanıtlaSil
  2. insanların hem cinslerine ilgi duyması için bir sebep yoktur özgür.. yani buna mantıklı bir açıklama bekliyorsan eğer tatmin edici bir cevap alamayacaksın benden.. içsel bir şey bu.. seçim mi tam olarak bunu da bilmiyorum..

    bir benzetme yapayım sana belki alakasız gelebilir ama ancak böyle somutlaştırabilirim.. Almanlar bildiğim kadarıyla ırkçı bir millet ya da öyleydi.. bir zamanlar sarışın renkli gözlü olmayan bireyleri alman vatandaşı olarak görmeyip alt sınıf olarak nitelendirdiklerini duymuştum.. doğruluğunu tartışmıyorum demek istediğim şey şu; almanyada doğuyorsun annen ve baban alman sarışın ve renkli gözlü ama sen esmersin.. bu senin seçimin değil ama esmer olmayı seviyorsun.. ikinci sınıf muamele görüyorsun suçun onlara benzememek.. eşcinsellik bence böyle bir durum..

    insan nasıl hemcinsine ilgi duyar sorusuna gelirsek 5-8 yaşları arasında her çocuk kendinden büyük birine aşık olmuştur sanırım.. o zamanlar nedendi bir ablana ilgi duyman_? nasılını niyesini açıklayabiliyor musun? benim hayranlığım 5 yaşlarımda bir ablamaydı, ilk okulda bayan fen bilgisi öğretmenime hatta lisede de yine bir bayan olan matematik öğretmenine.. o zamanlar hiç aşk olarak nitelendirmedim bunu.. farklı bir sevgiydi, anlam veremediğim derecede beni mutlu eden bir sıcaklık..

    ben durup dururken ben hemcinsime ilgi duyuyorum demedim, diyemedim de hatta.. ilk öpücük her insanın hatırladığı bir şeydir ben lise dönemimde bir hemcinsimin dudaklarında buldum kendimi.. hiç beklemediğim bir anda hatta ne olduğunu bile isimlendiremiyorken.. reddettim uzun bir süre mantığım yerden yere vurdu beni.. uzaklaşmaya çalıştım erkekleri hayatıma almaya çalıştım ama olmadı duygularım hep ona çekiyordu çünkü.. sonra duygularıma kapıldım mantığımı kendimden uzak tutmaya çalıştım.. sonra mantığımla çatışmayı bıraktım araştırmaya başladım.. şuan bu durumdayım.. şuan gerçekten mutluyum bu tarz pürüzleri saymazsak..

    o arkadaşımla ne olacak bilmiyorum ama hayatımda bu durumu sorun edecek insanları arkadaş olarak istemiyorum.. ben kimsenin boyunu kilosunu rengini dinini dilini ön planda tutmuyorum hayatıma alırken.. lise dönemimde bir çok arkadaşımı sırf bu sebepten kaybettim ya da hayatımdan çekip gitmelerine izin verdim şuan da aksi şekilde davranmayacağım..

    söylediklerime, düşüncelerime katılanlar yahut katılmayanlar mutlaka olacaktır..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duymak istediğim cevap buydu.

      Genelde hep kadınların söylediği; "Hayatıma aldığım erkeklerin hepsi öküz çıktığı için ben de hayatıma artık kadınarı almaya karar verdim" oluyor.
      İlk yorumda da anlatmaya çalıştığım gibi herkes kendi hayatını yaşar, kimsenin özellikle deailen dışıda kalanların buna müdahele etme hakkı yoktur.

      Sevgilerle...

      Sil
  3. En doğrusunu yapıyorsun canım..
    Hayatında sana mutsuzluk verecek olanı uzaklaştırmak en iyisi..
    Ama arkadaş kaybetme korkusu ve acısı bir müddet yer eder insanın içinde bilirim..
    Ne diyelim demek ki gerçek arkadaş değilmiş..

    YanıtlaSil
  4. teşekkürler nursalkımı yorumların rahatlatıyor insanı..

    YanıtlaSil

Kim durup düşünmüş, Ne demiş..