1 Nisan 2013 Pazartesi

Dürüstlük kavramı enteresandır biraz.. 
en dürüst bildiklerimizin bile aklından neler geçtiğini, 
içinde neleri bastırdığını yahut bastırmaya çalıştığını bilemeyiz.. 
bazen kendimize bile güvenemez aklımızdan geçenlere akıl sır erdiremezken 
başkalarına inanır dürüstlük bekleriz..! 
Niye bunu bile bile insanlara inanma,
güvenme gereksinimi duyarız..? 

Bilmiyorum.. 

içimde bir sıkıntı..

bu kez kendime dürüst olamayışımdan ötürü.. 
kötü bir şey yaptığımdan yahut yapmak üzere olduğumdan değil.. 
hani ikiye bölünür ya insan
 şahıs ya da nesne için değil de 

bir şeyi yapmak / yapmamak çizgisinde.. 
yaparsa suçluluk duyar yapamazsa da aklından çıkmaz.. 
kimse bilmez bunu
kendi bile düşünmez, istemez düşünmeyi.. 


Bazen sizi tanımayan bir insan çıkar karşınıza 

içinizdeki yüzleşemediklerinizi vurur suratınıza 
aslında kendi bile size neyi düşündürdüğünün farkında olmadan..
Belki de anlattığı çok farklı şeylerden 
siz tutup anlamak istediğinizi çıkarırsınız.. 
düşünmek istemediklerinizin dışa vurumu da denebilir buna..

kızarsınız, ikileminize lanet edersiniz.. 
kendinize bile dürüst olmamakla suçlarsınız kendi kendinizi..
öyle bir şey işte..




Yazmak, benim rahatlama  biçimim..
kafamdaki çıkmazları şematize etmek gibi.. 
kimse anlamasa yahut saçmaladığımı düşünse bile 
birbirinin içinden geçen yolları gözümün önüne sermek gibi..
Her şey artık daha az karmaşık..
Bu gece uykum daha az tedirgin..





2 yorum:

  1. Sürüstlük kavramı enteresan değil aslında, hiç birimiz dürüst değiliz o kadar. Bazılarımız sadece toplumun genel olarak dürüstlük diye tanımladığı şeyleri daha doğru yapıyoruz o kadar.
    Yani hiç birimiz dürüst değiliz ama 8 yaşında bir çocuğa tecavüz edecek kadar şerefsiz de değiliz. Ya da ne bileyim zor durumda kalmış birisine bir tekmede biz vuralım diye düşünmüyoruz. Sınırlarımız var yani.

    YanıtlaSil
  2. Sürüstlük diye bir kavramı da literatüre ben soktum evet. Aklımı büyükbaş hayvan pisliği ile temizleyip geliyorum.

    YanıtlaSil

Kim durup düşünmüş, Ne demiş..