14 Temmuz 2013 Pazar

Saate baktı, 16:15..
on beş dakika sonra kalkacaktı otobüs
geçmezmiş gibi geldi.. 
o sevmediği tıklım tıkış otobüsün içindekileri izlemeye başladı.. 
başını cama dayayıp uyuklayan yaşlı kadını, 
işten geliyor havası olan evrak çantalı adamı, 
sarışın -uzun ojeli tırnaklı- kadını 
bir de ten renginden ve bakışlarından kendini fazlaca belli eden yabancıyı.. 

motorun çalışan sesi ile irkildi, 
saate baktı zamanın nasıl geçtiğini anlamadı.. 
gözü daldı, 
kendine geldiğinde inmek istedi
otobüse yeni binmiş olmasına rağmen ve nerede olduğunu umursamadan.. 
ilk durakta dışarı attı kendini, 
yürümeye başladı.. 

sıcak yakıcıydı..
niye indiğini bilmiyordu ne yapacağını da, 
yürüyordu sadece belki yürüyerek içindeki o boşluktan kurtulacağını sanıyordu.. 

sahil yoluna ilerledi.. 
cebindeki tüm bozuklukları harcayarak jeton aldı 
turnikelerden geçti..
vapura yetişmek için adımları hızlanmaya başladı.. 
niyeydi bu acele bilmiyordu.. 
ya da niye vapura gidiyordu.. 
kendine engel olmadı, olamadı belki de.. 
her zamankinin aksine bu kez üst kata çıktı.. 
bugün her şey enteresandı..
 vapurun sonuna doğru yürüdü.. 
rüzgar içini ürpertiyor anlam veremediği bir şekilde de iyi geliyordu.. 
gözlerini kapattı, 
yorgundu.. 

bu şehir onu şimdiden yormuştu..