30 Kasım 2013 Cumartesi

    Eski bir arkadaşımın yanına gittim dün. eski dediysem o kadar eski değil ama çok fazla görüşmediğim. hatta aylarca hiç arayıp soruşmadığımız halde çık gel yarın diyebildiğimiz. gel diyordu zaten de ekmiştim bir kaç sefer, bir sefer de o ekti öyle bu kez denk geldi gittim.. 

    aslında tam adını koyamıyorum beni anlayan biri değil aksine sürekli bana karşı görüşler üretmeye programlanmış gibi.. sanırım ben de onu anlamıyorum, anlatıyor sürekli gözüm dalıyor.. ne biçim arkadaşlık bu deme.. yanında rahatım.. mesela oturuyoruz sahilde (mübalağa yapıyor olabilirim ama) saatlerce konuşmadan duruyoruz.. bakıyorum bazen ona derinlerde bir gülümseme yakalıyorum, aynı memnuniyetin kendi yüzümde de olduğundan neredeyse eminim.. akşam oluyor  alıyoruz vodkamızı.. içmiyorum evet artık eskisi gibi ama onunla tanışıklığımız buna dayanıyor.. içmeden iki yabancı gibi iki çift laf edemiyoruz.. alkole karşı olan insanlar 2. kadehten sonra devam etmemi istiyorlar diyor gülümsüyorum, konuşmaya başlıyor.. anlatıyor anlatıyor sanki beni bunun için çağırmış gibi hissediyorum, sadece dinliyorum. bazen bana laf çarpıyor, göndermeler yapıyor. üzerime alınmamış gibi davranıyorum.. sakarlıklar ve peltek konuşmalar ekleniyor geceye şişenin dibine indikçe.. sonra kendimi konuşuyor buluyorum, ondan, bundan, her şeyden.. bir o konuşuyor bir ben sıraya girmişçesine.. 8 saat nasıl geçmiş anlamıyorum.. hadi git artık uyuyayım diyorum yatağını bana veriyor uyuyorum.. rahatım. hiç bir endişe duymadan güzel bir uyku çekiyorum.. 

    saat 8.30da gözlerim açılıyor.. içtiğim vodkaya lanet ediyorum.bu kadar boşboğaz biri değilsin sen bu neydi şimdi diye kızıyorum kendime.. onunlayken hep oluyor bu.. herneyse su nerdeydi? neden bir bardak olsun bırakmadınız ki..? 

    iki saat kadar uyanmasını bekliyorum su almaya gidiyorum sonra.. karşımda yine o iki çift laf edemediğim adam.. hep bir kinaye başka bir anlam var cümlelerinde ya da ben mi öyle algılıyorum.. bilmiyorum ama uyuz oluyorum bu konuda.. dinlemiyor gibi davranıyor bazen de, belki de gerçekten dinlemiyor.. eylem işteş değil bizde sadece sırayla hep bir kişi konuşuyor.. taraflar rahatlıyor.. 

    isminin her ne olduğunu bilmiyorum. arkadaşlık gibi bir o kadar da farklı.. yanlış anlama diyor hep cümlelerinde sanki beni yanlış anlama yönüne kendi iter gibi.. arkadaşlığımız; tanışmıyorken vodka içip onun sarhoş olmasına dayanıyor bu durum onu rahatsız ediyor bir erkek olarak ve bir yandan da üstün, farklı görüyor beni.. benim yerli yersiz kusmalarım ekleniyor arkadaşlığımıza.. belki de en kötü anlarımı gören tek kişi olduğu için rahatım. bir şeyler yemeye çalışıyoruz gideyim ben diyorum nasıl olduğunu anlamadığım 2-3 saat daha geçiriyoruz.. sonra arabaya binip gidiyorum.. uzun bir süre mesajlar atılmayacak, konuşulmayacak biliyorum..

24 Kasım 2013 Pazar

     değişken bir insan olduğumu hiç bir zaman inkar etmedim.. ama şu son zamanlar bu durum beni bile rahatsız eder durumda.. artılarım tüm eksilerimi götürüyorken eksilerim her şeyi baskılar konumda.. alkolsüzlük başıma mı vuruyor diyorum bazen, bazen de alkolden nefret ediyorum.. bazen üzülüyorum çevremde olanlara, bazen de en acımasız, en gaddar ben oluyorum.. bazen gözü kör bir aşık oluyorum bazen de umutsuz ve öfkeli.. ve böyle sürüp gidiyor.. okul bitsin ve çalışmaktan bir şey düşünemediğim zamanlar gelsin istiyorum, öyle bir durumda da yataktan kalkmamayı, boş boş sokaklarda dolaşmayı özlüyorum..

     sokağa atıyorum kendimi, düşüncelerimde boğuluyorum.. o bile tat vermiyor eskisi gibi.. kürkçü dükkanına dönüyorum asansörde bir şarkı çalıyor, mırıldandığımı sonradan farkediyorum..

?...?

21 Kasım 2013 Perşembe

İki kişi eşit sevemez birbirini. Bir taraf mutlaka ya eksik kalır, ya fazla gelir.

hiçbir yerde ve hiçbir durumda eşit değilken 
ilişkilerde buna takılmak neden? 
sevdiğimiz bir yemek gibi tek taraflı sevsek, 
yapmaktan keyif aldığımız bir hobi gibi zaman hızla geçse onunlayken, 
bazen uyku gibi sadece bir ihtiyaç olsa 
ve daha fazlasını beklemesek 
olmaz mı?

"ama duygular?" dediğinizi duyar gibiyim..


ahh şu kalp..
niye sadece görevi olan kan pompalama işiyle yetinmeyip
işleri bu kadar karmaşıklaştırır ki..


17 Kasım 2013 Pazar

Anlatmayı sevmem,
Dinlemeyi sevdiğim kadar
Ama bu kırıklar kalbime batıyor ÜSTAD..