22 Haziran 2015 Pazartesi


Sustum.. 
Kendime, çevreme, herkese sustum..
Konuşabildiğim sadece sendin çünkü..
Ağlayabildiğim sadece sendin..
Sustum, 
Kelimelerim düğümlendi içimde..

Gittin..
Hissizleşti tüm duygularım.. 
Kalbimin üzerindeki ağırlık geçmedi akıp giden yılların aksine..
Gözüm daldı hep uzaklara..
"Sana.."
Kimse bilmedi..

Alfabenin tüm harfleri kana bulandı şimdi
Çünkü SEN yoksun..
Seni anlatan kelimeler de yok..

Ps: Bir kız çocuğu ancak babası öldüğünde büyürmüş..

18 Haziran 2015 Perşembe

   Bugün yine uzun uzun anlatasım var blog.. epey zamandır yazmadığımı bir okuyucunun mailime gelen yorumuyla farkettim.. yazmamayı bırak girmediğimin bile farkında değildim sanırım.. bir yıla yakın bu sürede ne değişti dersek sanırım hayatım komple değişti..

   Yüksek Lisansa kabul edildikten sonra İzmire gittim.. ilk zamanlar bir şeyleri oturtana kadar yurtta kalayım dedim hani şu devlet yurtlarındaki misafir öğrenci zırvalığı.. tabii katlanamadım bu yaşta mülteci muamelesi görmeye.. ve tabii o kadar sene evde kaldıktan sonra o kalabalığa.. alelacele ev arayışına girip birkaç gün içinde de çıktım.. bu iş tahmin ettiğimden de zor oldu.. evin elektrik duy lerini değiştirmekten tut ahşap kıyafet dolabını daireye taşımaya kadar ben uğraştım.. hem maddi hem de fiziksel açıdan o kadar zor bir dönemdi ki "çok" kelimesi bu zorluğu ifade etmeye yetmiyor..  neyse şuan evim tam anlamıyla ev denecek duruma ulaştı.. tabii bir yandan da okula gittim yerleşmenin bu kadar uzun sürmesinin sebebi de bu.. 
   
   Bölümüm %100 ingilizce olduğu için iyi bir ingilizce gerekiyordu.. okul, yeterlilik sınavından 80 istiyordu bölüme geçebilmek için ben 69 da kaldım ve hazırlık okumaya mahkum edildim. Mahkum edildim diyorum çünkü ciddi anlamda kötü bir yıldı.. dokuz eylül yabancı diller yüksekokulu gibi öğrenciyi önemsemeyen, düzensiz ve işleri berbat eden bir okul görmedim, belki vardır ama ben görmedim ;) senenin başında sınıflarımız yalan söylemiş olmayayım sınıf listesinde 100 kişi falandı.. neymiş yüksek lisans öğrencileri kayıt yaptırıp gelmiyormuş.. ilk gün 40 kişi falandık 25 kişi kapasiteli bir sınıfta.. ve her geçen gün birkaç tane de olsa yeni öğrenciler geliyordu.. sadece bu da değil bizi seviye sınıfı yaptılar hesapta ama sınıfta 72 puan alan da vardı 28 alan da.. A2 plas seviyesiymişiz :D A2 değil, B1 hiç değil ömrümde böyle bir seviye duymadım ..abartmıyorum 3 hafta kadar ders işlenemedi..  okul epey karışıktı anlayacağın dilekçe yazanlar, koordinatörlüğün kapısında bekleyenler, bilmem nereye şikayet edenler falan.. ne bir çözüm getirebildi yönetim ne de öğrencinin problemini dinledi.. öğrenci de bıktı, sustu bir müddet sonra.. şuan hissizim hatta komik bile geliyor hatırlayınca yaşananları ama o an epey gergindim.. ilk dönemi bir şekilde bitirince ikinci dönem öğrenci fazlalığından kurtulmaya çalıştılar, Türkçe sınıflarını muaf ettiler dönem ortasında ama bölümlerine kabul edilmeyen o kadar insan ya ortada kaldı ya da bırakmadı.. bir ara beni de muaf etmişlerdi ama hangi sebeptendi anımsayamıyorum, sonra şakaa geri gel dediler :D epey sövsem de, beni mezun etmediklerinde seneye problem yaşayacaktım o yüzden geri dönüp ikinci döneme devam ettim. Not ortalamamı yüksek tuttum ki (vizeler, quizler, writingler vs tümünün ortalaması 85 üzeri olunca finale girmeden geçiyorsun) bunlardan kurtulayım..! Kurtuldum yani sanırım yine bir şey çıkarmazlarsa.. bu arada bir de yeni değişiklik yaptılar muafiyet sınavından geçme notunu 80 den 65 e indirdiler.. sövmekten bana bir şey olacak en sonunda, sövmüyorum.. tek temennim tüm bu saçmalıkların yabancı diller yüksek okulundan kaynaklanıyor olması..  kendi bölümüm de bunlar gibiyse vay halime.. iki yıl nasıl geçer bilmiyorum..

   İyi olan bir şey var mıydı diye düşünmeme sebep oldu yazdıklarım.. tek başıma yaşamaya başlayınca ilk aydan sonra maddi olarak zorlanmaya başladım ve çalışmam gerekti.. bu noktada şansım varmış diyorum. Bir etüt merkezinde matematik öğretmeni olarak işe başladım.. okula gitmediğim zamanlarım da hep orada geçti.. zorlukları oldu tabii ki ama çok iyi insanlarla tanıştım. genç, dinamik ve samimi insanlarla.. ticarethaneden çok aile ortamı.. ilk zamanlar "öğretmenim" denmesini garipsesem de birilerine bir şeyler öğretme, başarılarında katkı sahibi olma duygusu gerçekten çok güzel.. genelde orta ve ortanın altı seviyesinde öğrencilerim.. ders çalışmayan, dersi kaynatan, ve hatta 1-2 soru bile yapamayip matematik sorularina bakmayan öğrencilerdi.. başta katı bir öğretmen olmama rağmen uyum sürecini atlattıktan sonra biraz daha sıcak ve anlayışlı birine dönüştüm. Matematiği yalayıp yutmadılar elbette ama onlara hiç olmazsa 5-6 soru yapabileceklerini ve bu 5-6 sorunun onları sıralamada ciddi anlamda yukarıya taşıyacağını öğrettim.. yapabildiklerini görmek de mutluluk verici..

   O kadar zaman sonra ilk defa tekirdağ a geldim eve ama benim evim gibi değil sanki.. bir hafta zor durdum geri dönmek için sebepler buldum kendime ve evdekilere.. bu arada buralara gelmişken istanbulda özel üniversitenin birine başvuruda bulundum öğretim elemanı pozisyonunda.. enteresan bir mülakat oldu onu da bir ara paylaşırım.. şimdi otobüste izmire dönüyorum onu da yazarsam fazla uzayacak..

   Son olarak yaklaşık bir haftadır saçlarımı kestirmeyi düşünüyorum, kestirmek derken kırık aldırmak değil yaklaşık belimde olan saçlarımı oldukça kısa kestirmek :D çocukluk dönemim hariç hiç kısa saç kullanmadım gözümde canlandıramıyorum, itiraf etmeliyim ki ya yakışmazsa diye korkuyorum.. ama istiyorum da ciddi anlamda uzun saçtan bunaldım uğraşamıyorum da hep aynı salkım saçak diyeceğim ama doğru bir tabir olur mu bilmiyorum :D birkaç photoshop denemesiyle kendime kısa saç monte ettim ama fotoşopu ağlattım anlayacağın :) neyse şimdilik bu kadar..

   Sevgiyle kal..

12 Haziran 2015 Cuma

Gece uzun, 
Karanlık..

İçim, keyifli bir müziğe eşlik eden şampanyanın aksine
tüm kasvetiyle taşıyor bedenimden..

Gökyüzünün öfkesi yansıyor, 
Kızıla boyanıyor uçsuz bucaksız deniz..

Sanki tekneye hızla çarpan azgın sular gibi köpürüyor ruhum, 
Akıtıyor zehrini..

Tüm duygularım toprağa karışıyor, 
Yitiriyorum..