31 Ağustos 2015 Pazartesi

bazen avaz avaz bağırmak istersin, sesin çıkmaz..
bazen de konuştuğunu sanırsın ama öfkene yenik düşmüşsündür
bakarsın kırık dökük her şey..
kendinden nefret edersin, 
ana avrat küfretmek istersin diline, o bile yetmez..
yüreğin iki taş arasına konup eziliyor sanırsın,
öyle canın yanar..
söküp atmak istersin içinden, başaramazsın..



30 Ağustos 2015 Pazar

Yaklaşık bir ay önce falandı.. arkadaşım evde kanallarda zaplarken kim milyoner olmak ister yarışmasına takıldı.. herkes arasında geçmiş olacağını düşündüğüm "sen 60 bin alırsın, ben 125 bin e çıkarım, bana 15 bin de yeter ( bu yetinmeyi bilen kişilik ben oluyorum ), zaten jokerlerle kesin 15 bin alınır" dıydı konuşmalardan sonra "kendine güveniyorsan form doldurayım senin için" dedim kabul edince o söyledi ben doldurdum.. sayfayı kapatmıştım ki kendim için de doldurayım dedim. Öyle her konuda her şeyi bilen tiplerden değilimdir ama şu lanet gazetede okuduğum -başak burçları şanslı bir döneme giriyor, her fırsatı değerlendirmeli..!- kehanetten de kurtulamadım, doldurdum. 

Ayın yirmi altısı falandı bir numara aramış duymamışım her zaman olduğu gibi 085..... şeklinde bir numara. Ulan finans bank yine mi falan diye biraz sövdükten sonra umursamadım. Boyaya devam ettim ( bu arada yıllardır kapı paslanmış halledersin sen, sandalyeler eskimiş bi boya atsan canavar gibi olur tarzda cümlelerle kullanılıyor sanatçı ruhum ) sonra bir ara baktım yine o numara.. dedim yoksa ttnet falan mı? yıllardır hepsi o kadar bıktırdı ki o tarz özel numaraları açasım yok.. bu seferlik bakayım dedim aradım, kim milyoner olmak ister bilmem ne dedi telesekreter gerisini duymadım.. bunlar beni aradı dedim arkadaşa.. benden daha çok heyecanlandı, beni niye aramadılardan çok, niye duymadınlar, şansını kesin kaybettinler, iki kere aramışlar daha da aramazlar havada uçuştu.. :) napiim aramazlarsa yapacak bir şey yok dedim. Sonra o numarayı bir kez daha aradım geri dönüş yapılsın gibi bir mesaj bıraktım. Boyaya döndüm.. onlar aradılar ben yine duymadım :) yine mesaj şeysi bıraktım.. 

ertesi gün yds denemesi çözüyordum süreyle, tel masamdaydı alarm vs için.. tekrar arandım, bu kez açtım. Kendinden emin sese sahip bir abla konuşmaya başladı.. kim milyoner olmak ister bilmem ne falan diye.. 1 eylülde 1.mülakat için gelebilir misiniz diye sordu öyle kibar sorunca şansımı zorlayarak daha ileri bir tarih olabilir mi diye sordum, olmaz! Cevap gayet netti :) tamam dedim adresi verdi vs kapattık. Sonra kafama dank etti 1. Mülakat.. bunda kaç mülakat varmış ki dedim, neymiş ne değilmiş bir araştırdık.. hatta epey araştırdık ve karşımda hiç beklemediğim bir Atv yarışmasıyla karşılaştım.. 1. Aşamada bilgi ölçen bir test sınavı ve mülakat gerçekleşiyormuş. Test sınavında çok başarılı olmak gerekmiyormuş muhtemelen sizi ters köşe yapmak, hangi konularda eksik olduğunuzu öğrenmek için yapılıyor bu sınav.. asıl önemli olan mülakat ve bir çok kişinin umutlarıyla oynandığı.. çünkü bir çok kanal gibi amaçları reyting.. uçuk bir tipiniz varsa veya yüksek bir eğitiminiz olup da mal gibi davranırsanız kesin seçilirsiniz diyordu yorum yapanlardan biri.. işin bu boyutuna kadar hala gitsem mi diyordum sonra ikinci mülakatı geçip yarışmacı adayı olup sıra gelmedi diye üç gün çekimlere katılıp karım benden daha çok ekranda göründü diyen adama gülmeden edemedim :) ikinci mülakatı geçmek bile yarışacaksınız anlamına gelmiyor.. sonrasında yarışmacı olup para ödülü kazanıp paralarını alamayan kişilerin haberlerini okudum. Üstelik para alabilmeniz için bu evrakları yaptırmanız gerek diyerek henüz almadan paramı aldım diye evrak imzalayıp bu yarışmayla ilgili hiçbir yerde konuşmayacağım, hukuki girişimde bulunursam tazminat ödemeyi kabul ediyorum tarzında maddeler içeren evraklar.. yarışmanın o pembe büyüsü gözümde kayboldu.. ben paramı aldım diyen 1 kişiye rastlamadım, umarım vardır.. bu kim milyoner olmak ister e katılan bir simitçinin hikayesi..

http://www.sondevir.com/gundem/128316/kim-milyoner-olmak-isterde-yarisan-pisman-oluyor

Not: Seni de şikayet sitesine çevirdim kusura bakma blog.. unutmadan herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.. 

15 Ağustos 2015 Cumartesi

istanbul gelişim üniversitesi

Selam blog. Bu gece yine biraz sayfalarını karıştırdım memleketimden insan manzaraları falan.. biraz da uykusuz kaldım gündüz uyuduğumdan.. gündüz uyuma alşkanlığım pek yoktur aslında ama denizde çok yormuşum kendimi eve geldiğimde ayağımı uzatmaktan uyku aşamasına nasıl geçtim bilmiyorum neyse konumuz bu değil.. hazır vakit bulmuşken şu ertelediğim yazıyı yazmak istiyorum.. amaç ileride (önemli anları dönüp okuyorum) ders çıkartmak, şükretmek.. adına her ne denirse bir de okuyan birilerine bir şey yapmak işte bilgi vermek denmez sanırım. Bir özel üniversiteyi çok pis karalayacağım ama reklamın iyisi kötüsü olmaz bundan da pirim yaparlar diye korkuyorum :) bugün gevezeyim anlaşıldı ama artık başlayayım..

Geçenlerde memlekete gitme planları yaptığım sırada istanbulda bir özel üniversitede (İstanbul Gelişim Üniversitesi olur kendisi) biyomedikal mühendisliğinden mezun olan sağlık yüksek okulunda öğretim elemanı aradıklarına dair bir ilan çarptı gözüme.. heyecanlandım bir an.. istediğim bir şeydi ve özel olsa da olurdu.. hemen evraklarımı hazırlayıp gönderdim nasılsa tekirdağ a gideceğim hiç olmazsa bir bakarım deneyim olur gibisinden.. evrak kısmında bir ton sorun yaşadım ki bu kısmı hiç saymıyorum. Mng kargonun evrağımı teslim etmediğini söylediler, mng kargo teslim alan kişinin adını verdi üniversite öyle birinin çalışmadığını söyledi falan tam delirmelik bir durumdu.. o kadar evrağı tekrar toparlayıp gönderdiğim gün kadının biri aradı hocam size evrak geldi ama odanızı bulamıyorum falan diye.. sabır dedim belki işe yeni başlamıştır falan diyerek kendimi teselli ettim.. sonra ön eleme sonuçlarının açıklanmasını bekledim bir ton.. ve tam beklediğime değdi dedim çünkü biyomedikal teknolojiler alanında başvuran kişilerden ön elemeyi geçen sadece bendim bu da mülakatta rakibim olmayacağı anlamına geliyordu ve bu bir çok insan için süper bir şeydi.. peki benim için süper miydi? Dedim ya içime bir kurt düştü.. şu evrak işlerinden bile anlaşılıyordu düzensizlik falan..  ilk başta öylesine başvurmuştum ki ben oldum yani izmirdeydim yüksek lisansim vardı her şeyden önemlisi eve çıkmıştım ve yaptığım onca fedakarlığı elimin tersiyle yıkıp aynı şeyleri tekrar mı yaşayacaktım. Duygusallaşma dedim kendime yüksek lisansı taşıyabilmenin bir yolunu bulursun, tecrübe vs iyidir hem iş bu sonuçta çalışınca bu kadar zor olmaz falan.. sanki kabul edilmişim de işe başlayacakmışım gibi avutuyordum kendimi.. alınmış sayılmaz mıydım ki tek kişiydim, yazılı sınavda bilgime güveniyordum ve mülakat gibi şeylerde içimden tanımadığım öz güvende biri çıkıp bu işleri kıvırıyordu falan.. içimi rahatlatamadım.. açayım interneti kimmiş neymiş bu Gelişim Üniversitesi dedim.. ilk başta kendi sitesinden başladım vizyon misyon bilmem ne.. kanmayın sevgili arkadaşlarım kimse ben böyle böyleyim demez kendi sayfasında.. sonra forumlara baktım bu konularda iyi oluyorlar insanlar deneyimlerini paylaşıyor falan severim.. vay anasını insan bir tane iyi yorum göremez mi.. ya bırak dedim insanlar bir şeye kızdı mıydı karalamayı çok sever sanki sen sayıp sövmedin mi kendi okuluna dedim içimi rahatlattım ohh mis.. ertesi gün ist e gittim..

Yazılı sınavın istanbul gelişim üniversitesi yüksekokulunda olacağı yazıyordu ön değerlendirme sonucunda.. başvuruyu sağlık hizmetleri bilmem nesine yapmıştık bu fark gözümden kaçmadı belki farklı yerlerdir diye erken çıktım ulaştığımda danışma ya da güvenlik olan kişiye sordum emin olmak için neme lazım emin olmak lazımdı.. sonra sınav saati geldi üst kata çıktık kağıtlara bakıyorum benim sınıfım hangisi diye bölümümün ismi yok..! Elinde kağıtlar olan bayana sordum belki henüz yapıştırmamıştır diye aldığım cevap şaka gibi.. "o bölüm sağlık hizmetlerinde.." benden sonra bir bayana daha aynı cevabı verdi kadın.. şaşkınlıkla aşağıdaki görevlinin yanına indik o sıra 7-8 kişi olduk adama burda dedin dedik diyorlar bölümünüzü söylemediniz ki diyor ısrar ediyorlar ön değerlendirme kağıdında burası yazıyor diye ki ben de eminim yazdığından.. ama uzatmanın anlamı yok ne yapabiliriz dedim aradı adam neyse ki bekleme nezaketinde bulunacaklarmış.. taksiye binsen iki üst geçitten geçmen gerek yoksa yol çok uzayacak taksi hemen gelecek mi orası ayrı bir dert ayrıca 8-9 kişiyiz falan fistan.. görmüştüm, ileride değil mi dedim evet yürüyerek on beş dk sürebilir dedi çıktım o an sonra arkamdan gelenler de oldu taksi gerçekten mantıklı değildi güzergah açısından belki bilenler vardır.. üzerimde ceket altımda gömlek ter su içinde kaldım yazılı sınava yetiştik neyse ki.. sorularla karşılaştığımda ayrıca şaşırdım.. kalibrasyon nedir? Hangi medikal cihazlara kalibrasyon yapılır? Ne sıklıkta yapılır? Çok basit denecek sorulardı ya eleyecekleri kişi yok diye kasmadilar dedim ya da bu işten anlayan kimse yoktu da öyle bir yerden kopyaladılar.. 4 yılımı verdiğim bu bölümde sadece bir dönemki kalibrasyon dersinin sadece ilk haftasındaki derse girmek yeterliydi cevaplayabilmek için.. cevaplamam on dakikamı almadı daha ne yazayım diye çevreme bakınırken milletin destanlar yazdığını gördüm daha neler diyerek kağıdımı verip çıktım.

Mülakat için iki saat sonra tekrardan okula girdiğimde bir öğrenci söylenerek okuldan çıkıyordu sözcükleri tam olarak şöyleydi.. "burası okul değil ticarethane.." beklemeye başladım. Sonra iki ya da üç kız birbirleriyle sorular hakkında konuşuyorlardı kendi alanımla ilgili olduğu için ilgimi çekti. Röntgen cihazıyla tomografinin ve mr ın farklarını sormuş ben nerden bileyim cihazları ben fizikçiyim falan dedi.. afedersiniz diyerek araya girdim ne alaka dedim tıbbi görüntüleme bölümünün şartlarına fizik mühendisliği mezunu şartı koymuşlar. Sonra böyle olabilir mi diye sorunca farklarını anlattım şaşırdılar, olması gereken cevapları duyunca sanırım rakip sandılar ama ben biyomedikal alanında başvuru yaptım dedim.. rahatladılar ve sohbet etmeye başladık.. normalde tanımadığım kişilerle kolay iletişim kuramam ama epey rahattım.. hatta espri yaptılar sen rahatsın tabi kesin kabul edileceksin diye.. peki ben kabul edecek miydim? kafam daha da karışmıştı bu üniversite ne istiyordu ya da ne istediğini biliyor muydu? Benim alanımı fizikçilere soruyordu.. yanlış anlaşılmasın konuştuğum kişilerin biri doktora öğrencisi diğer ikisi de yüksek lisansi yeni bitirmiş kişilerdi bilgisiz insanlar olduğunu sanmıyorum ama kendi branşlarının dışında bir şeyleri bilmek zorunda değiller.. peki bu insanlardan birini aldığında öğrenciye ne kadar yararlı olacaktı? Mülakattan çıkanların yüz ifadeleri içeride olanları belli ediyor gibiydi.. genelde konuşulan maaş pazarlığıymış.. ve adamın biri çok lakayitti dedi konuştuğum kızlardan biri.. forumda konuşulanlar doğruymuş dedim o an.. 

mülakatta sıra bana geldiğinde benden başka bekleyen kimse yoktu ve bu mülakat olayında sona kalmak gerçekten insanı bitiriyordu.. içeri girdiğimde kim olduğumdan ya da düşündüm gibi projemden vs hiç bir şeyden konuşmadık.. maaş beklentiniz nedir denildi.  Düşündüğünüz bir miktar var mı diye sordum cümlem tam olarak bu muydu bilmiyorum ama oldukça kibar olmaya çalıştım. Ne yani biz ne düşünürsek tamam mı diyeceksin dedi sırıtan bir tavırla kel olan ve üniversitenin patronu yöneticisi her kimse (öyle bir şeyi olmalı ki dışarıda da bahsedilen bu lakayit davranışları sergileme cesaretini kendinde buluyor) belki tepkilerimi ölçüyorlardır dedim özel üniversite belki öğrenciler biraz daha şımarıktır sabırlı olmak gerekir düşüncesiyle.. izmirden geleceğimi ve alacağım maaşın yaşam standartlarımı sağlaması gerektiği şeklinde sakin bir cevap verdim. Izmirde yüksek lisans yaptığımı öğrendi böylece ve yüksek lisans ne olacak peki biz 5 gün çalışmanı istersek dedi aynı adam.. başlangıç olarak sadece sınavlara giderim diye düşünüyorum dememle "babanın okulu sanırım istediğin zaman gidebildiğine göre"  cevabını almam bir oldu.. evet kelimeler tam olarak böyleydi.. o anda ben de bir şey koptu.. "sözümün devamını dinlemiş olsaydınız istanbulda bir üniversiteye geçiş yapmayı düşündüğümü söyleyecektim karşılıklı fedakarlıklar yapılabilir üstelik öğretim elemanlarınızın eğitimli olmasını istediğinizi ve bu konuda kendi üniversitenizde kolaylıklar sağladığınızı sanıyordum" dedim iğneleyici bir şekilde ( vizyon misyon zimbirtilarina bakarken bununla böbürleniyorlardı yok efendim kendi öğretim elemanlarına burs gibi ücretsiz yüksek lisans doktora imkanı falan diye ) tabiii sağlıyoruz dedi hiç konuşmayan bir adam alttan alır gibi.. benden hoşlanmadıkları belliydi.. söyleyeceğiniz başka bir şey var mı dediler.. başkaları yirmi dakikaya yakın dururken ben gireli henüz on dakika olmamıştı.. iğnelemek hoşuma da gitmişti zaten mülakat benim için kayıptı artık farkındaydım.. o kadar insanı saatlerce bekletip canlarını sıkmışlardı bu yüzden bu kel adama öfkeliydim.. dikkatimi diğer ikisine vererek (onu kasıtlı olarak dışlamak istedim) eğitimimle ilgili bir şey sorulmayacak mı, yazılı sınav bir öğrenciye bile sorulmayacak kadar basitti, bilgi birikimimi nasıl ölçüyorsuniz sadece para konuşuyoruz siz eğitimci aradığınızdan emin misiniz gibisinden laflar ettim yine sakin kalarak.. teşekkür edilerek kibarca kovuldum :) 
Ama içim şişerdi o adamin moralini bozmasam.. rahat bir şekilde çıktım en azından.. 

biri bana bu kötü derse hemen ikna olmam neden kötü olduğu açıklanmalı.. o yüzden olanları tüm detayıyla yazdım.. bunca şey tesadüf ya da kötü geçirilen bir günden ibaret olamaz her şeyiyle saçma sapan bir mülakat deneyimiydi benim için bu İSTANBUL GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ.. sokak başına üniversite açmakla olmuyor sevgili kardeşlerim.. gaza geldim :) gitmeyin demiyorum ama işiniz düşerse mesela elli kere arayın kesin olarak öğrenin.. hatta aradığınızda burası gelişim üniversitesi değil diyen bile çıkabilir inanmayın siz kapatıp bir daha arayın ;)

Abartılarım olduysa affola ama gerçekten bunları yaşattı bana.. birkaç yeni insan tanımış oldum, özel sektörü görmüş oldum, istanbul havası almış oldum bunlar bana kalanlar...

Sevgilerimle..