26 Ekim 2015 Pazartesi

Sen 1'din
Ben sadece sana bölündüm
Ve ben sadece "sende" kendim kaldım..

18 Ekim 2015 Pazar

Anne olmak bazen..


   Bileniniz, okuyanınız mutlaka vardır ben birkaç gün önce karşılaştım. Doğruluğu hakkında bir bilgim yok ama doğru olmasa bile eminim böyle eli öpülesi kadınlar vardır, etkilendim ve o yüzden paylaşmadan edemedim..

  ALINTIDIR.
***************
   Thomas Edison bir gün eve geldiğinde annesine bir kağıt verdi ve “bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi tembihledi” dedi. annesi kağıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okudu. ‘’oğlunuz bir dahi. bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. lütfen onu kendiniz eğitin.’’
aradan uzun yıllar geçtikten sonra edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden bir çekmecenin köşesinde katlı halde bir kağıt buldu ve alıp açtı. kağıtta ‘oğlunuz “şaşkın” (akıl hastası) bir çocuktur. artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz...’ yazılıydı. edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğüne şu satırları yazdı
thomas alva edison; kahraman bir anne tarafından, yüz yılındahisi haline getirilmiş, “şaşkın” bir çocuktu.

***************
  Birkaç gündür yazıdan etkilendiğimden midir bilinmez (algıda seçicilik) sürekli bunun aksi olan olaylarla karşılaşıyorum.. mesela "oğlumda dikkat dağınıklığı var, psikoloğa götürüyorum" diyor bir anne bağıra bağıra ben görevimi yapıyorum diyor vücut dili ama yaptığı yanlış bunu çocuğun yanında sürekli dile getirmesi.. sadece benim yanımda bile 2-3 kez yapıyor.. çocuğun oturma pozisyonunda - ben gerizekalıyım galiba- ezikliğini görüyorum.. ulan demek istiyorum senin dikkatin dağılmaz mıydı hiç hoca üslü sayının bilmem nesini çarparken bebeklerine ya da arkadaşlarınla oyun oynayacağına dalmaz mıydın.. sen niye bir bok olamadın da çeneni tutmayı beceremiyorsun diyemiyorum.. "ilgilenmeniz güzel ama daha yaşı çok küçük çok yüklenmemek gerek" diyebiliyorum..

   Yine başka bir veli engelli olan bir çocuğu için bu muameleyi yapıyor benim ve diğer çocuğunun yanında.. aklım diğer çocuk ne düşünüyor a gidiyor.. acaba annesine kızıp nefret mi duyuyor yoksa o da annesi gibi o çocuğa saygı duymayarak yaşamayı mı öğreniyor..

  Ben bir anne değilim.. belki bir anne olmadığım ya da o durumu bire bir yaşamadığım için dışarıdan bakmak kolaydır yaşamak yorucu olabiliyordur.. belki dışarıdan gördüğümden çok daha iyi annedirler.. ama ben çocuklara kıyamıyorum.. küçük yaşta bile olsa onlara bir birey gibi davranılması gerektiğini düşünüyorum.. önce kendiniz saygı duymalı ve ona inanmalısınız ki başkaları saygı duysun..

  Tıpkı hikayedeki kahraman anne gibi önce siz inanmalısınız ki o da kendine inansın.. çünkü biliyorsunuz ki çocuklar alışkanlıklarını ve davranışlarını öğrenirler.. sonradan başınızı vurmanın hiçbir anlamı yoktur..

  Büyük laflar edip haddimi aştıysam affola..


  Sevgilerimle..

14 Ekim 2015 Çarşamba

dünlük..

Yine bir çok can sıkıcı şey yaşandı ülkede.. elim gitmiyor yazmaya canını acıtıyor insanın yinelemek kayıpları.. kendimi hayatın akışına bırakıp günlüğümsü bir şeyler karalayacağım.. 

Hep bir şeylere koşuşturan biri oldum, hep koşuşturmacalarla hayatı son anda yakalayan.. bu yıl da böyle olmasın dedim yorucu oluyor çünkü.. dersanedeki öğretmenlik hayatıma bu yıl devam etmeme kararı aldım, sadece kendi okuluma odaklanacaktım. Geçen yıl özel ders verdiğim bir öğrencimin annesi aradı liseye yeni başlayan ufaklığın matematikte zorlanacağını söyledi, programına uyarsa bu yıl da gelmeni istiyoruz E... başkasını istemiyor dedi o kadar sıcak konuştu ki insan nasıl kıyar da gelmem der. Beni bu kadar benimsediklerinin farkında değildim gidip yüzyüze görüştüm ve aile ortamında hissettim sanki kendimi :) o bu derken bir veli daha aradı onunla da görüştüm oğlan o kadar kötü ki ingilizcede bu yıl teog a girecek ve nasıl ilerleyecek bilmiyorum başkası sıfırdan bu kadar uğraşır mı onu da bilmiyorum.. kabul ettim ben galiba duygusal bakıyorum biraz bu işe.. bir kaç gün sonra oğlanın annesi de aradı tekrar çocuk sevmiş beni matematiği de senden almak istiyoruz dedi. Bunları kendimi övmek için yazmıyorum sadece eskiden asosyal, insanlarla iletişim kuramayan biri olarak tanımlardım kendimi şimdi kendimdeki bu değişime şaşırıyorum.. gelmek istediğim nokta artık konuşturmak istemiyorum mesajıyla başlamıştım yazıya şimdiden kendimi ayakkabılarımı bağlamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Haftada 5 özel dersim oldu şimdiden, kulağa az geliyor biliyorum ama öğrencilerin evlerine gittiğim için gitgeller epey zaman kaybettiriyor.. ve dahası yapacaklarım bununla sınırlı değil.. 

İki yıl önce kpss sınavına girdim, son 20 gün falan biraz coğrafyaya bakmıştım son dk ya kalınca milletin heyecanına kapıldım herkes çalışınca çalışmak zorunda hissettim sanırım kendimi.. çalışmadan girdim geyiği yapmıyorum her öğrenci söyler bunu çalışmamıştım falan diye sinir bozucu.. ama benim çalışmamak için sebebim vardı 5 sene okuyup -mühendis- olup devlette evrak işi yapmak istemiyordum. İhalelere katılıp hangi hastanenin cihaza ihtiyacı olduğunu not etmek ya da cihaz bozulunca cihazın satın alındığı firmaya mail atmak istemiyordum, çünkü mühendisliğe bunun için girmemiştim.. türkiye de mühendislik diye bir şey yok diyen vardır belki.. belki yeni mi farkına vardır diyen falan.. farkındaydım belki ama 1 yıllık mezun biri olarak buna hiç inanmak istemedim.. kendimi geliştirebilirim umudunu bir tek yüksek lisansta gördüm bu yüzden başladım ama böyle de olmuyor.. kaç sene daha okuyabilirim hiç çalışmadan.. yüksek bitti diyelim doktoraya devam ederken ne olacak? Çalışmak gerek tribine girdim bu sebepten.. özel sektör ayrı bir alem.. bu yüzden bu yıl kpss sınavına gireceğim daha bir ciddiyetle.. devlette çalışırken yükseğe devam etmek daha kolay olabilir diye düşünüyorum.. alımlar yüksek puanla oluyor geçen seneki 71 puanımla bir yere atanamayacağımı anladığımdan bu yıl dershaneye başladım.. hafta sonlarım da orada geçecek hatta hafta içi de çalışmam gerekecek tarih, vatandaşlık falan bu derslere çok uzak kaldığım için.. ne kadar da uzattım değil mi alt tarafı dershaneye başladığımı söyleyecektim..

Okula gelince 3.haftada olmamıza rağmen birkaç gündür başladı.. bu biraz canımı sıktı şimdiden sanki her şeyi ben yapmak zorundaymışım gibi geliyor çünkü ders anlatan hoca yok denecek kadar az.. bir ödevim var ve yarın sunum yapacağım. Çalışmam hala hazır değil çünkü literatür taramasında boğulmuş durumdayım. Şimdiye kadar hiç ingilizce kaynak kullanmıyorduk bu benim ayıbım mı yoksa önceki üniversitemin mi bilmiyorum ama şuan ki çalışmamda türkçe kaynak yok ve önce bilmediğim bir şeyi yabancı kaynaklarda bulmam, anlamam ve anlatabileceğim forma dönüştürmem gerekiyor.. bense hayattan bezmiş gibiyim.. 

Umarım bu ruh halini en kısa zamanda üzerimden atabilirim.. şimdilik bu kadar..
Sevgiyle kal..