13 Şubat 2016 Cumartesi

   İnsanların arada hayatın koşuşturmacasını bir kenara bırakıp kendi için bir şeyler yapması lazımmış.. ufak kaçamaklar, yaramazlıklar, insanlara şaçma gelen ama sence olan şeyler işte.. mesela insanların bol olduğu bir caddede kollarını açıp başını gökyüzüne çevirip öylece durmak gibi.. 

   Hiç hafif çakırkeyf kafanızı gökyüzüne dikip öyle yürüdünüz mü bilmiyorum.. ya da hiç konuşmadığınız kadar boş ve anlamsız konuştunuz mu.. tabii kolunuza girip yürümenize yardımcı olacak bu kadar anlamsız konuşmanızı garip karşılamayacak gerçek bir insan oldu mu.. 

   Gerçekten iyi geliyor insana.. 3-5 saatimi hiç etmiş olsa da.. şu baş ağrısı olmasa çok daha güzel olabilirdi aslında..

2 Şubat 2016 Salı

Teşekkür ve Özür..

   Benim ufaklıkla ilgili beklediğimden çok fazla yorum geldi öncelikle yardımcı olmaya çalışan ya da sessizce okuyan herkese teşekkürler.. bu aralar oldukça yoğun her şey ve sıkışmış durumdayım o yüzden oldukça aksattım yazmayı hatta okumayı da.. Dershane, çocuklar bir de okulumda sınav haftası üst üste binince bunaldım resmen.. yüksek lisansın zor olacağını biliyordum ama hocaların sınav yapmayacağını ya da tek sınavımız olacağını duyunca sevinmiştim biraz.. böyle sunumlarla falan uğraşmak çok daha zormuş.. hele son geceye sıkışmıyor mu böğürüme öküz oturuyor sanki :)

   Ufaklığa gelelim.. zamanla çocuğu ve aileyi daha iyi tanıdım sanırım.. tavsiyeleri inanın denedim hatta bir gün merdivenleri nefes nefese çıkınca "yoruldum otobüs de çok kalabalıktı zaten" dedim şaşkın şaşkın bakınca güldüm ben gülünce o da güldü :) konuşmak iletişim kurmak çok zordu ama inanır mısınız bunu atlattım yani anlatıyor artık bir şeyler.. konuşmasında biraz problem var yani iki cümle söyleyecekken 18 tane "şey" diyebiliyoruz ama bekliyorum ve artık bir şeyler paylaşıyor.. dikkat dağınıklığı ve algılama güçlüğü olduğunu ben de düşünmüştüm.. hatta biraz araştırdım belirtiler vs epey uyuyor.. annesiyle iletişim kuramıyorum; aslında konuşuyorum, anlatıyorum karşımda beni oldukça dinleyen bir kadın oturuyor ama ertesi gün gittiğimde hiçbir şey değişmemiş oluyor yani duvara konuşmamdan farksız.. yengesiyle epey tartıştım bu konuyu psikolog vs götüremez miyim dedim babasının ilaç kullanmaya karşı olduğunu söyledi bilmem kimin bilmem nesi kullanmış da çocuğu uyuşturmuş bir şey olmamış bilmem ne.. burdan yana kapının kapalı olduğunu fark ettim.. annesine söyleyip rehber öğretmene çıkaralım dedim aa bu olur bak dedi annesine 3-4 kez falan söyledik ama boşuna.. tamam deyip geçiştirdi.. daha fazla üstelersem dayanamayıp kavga edeceğim.. öğretmeniyle ben konuşayım dedim onda da okulun kuralcılığı tuttu annesi birkaç gün önceden randevu neyin alması gerekiyormuş bir türlü olmadı yani.. bir de aileyi tanıdıkça şunu da gördüm çocuğun şuan hiçbir şey bilmemesi de yine anneden kaynaklanıyor.. yani bana kadar ödevler verildiğinde anne söyleyip çocuk yazıyormuş yani hiç bir şey bilmeden öğrenmeden sadece ödevi yapmış olmak için sadece yazıyormuş.. bunu da çevredekilerden öğrendim.. ilk işim buna el atmak oldu.. okuldaki ödevleri kesinlikle kendi yapacak dedim kendi yapamazsa ben öğretir öyle yaptırırım diye anlaştık.. tamam dedi yani öğretmenlere karşı çekindiğinden mi yoksa işine geldiğinden mi bilmiyorum.. böyle olunca ödevlerle geçiyor zaman biraz yavaş ilerliyoruz. ama yine de gelişme var..

   Bu kadar karamsarlık yeter  biraz iyi haberler vereyim.. :) çocuk tabi şuan için mükemmel bir seviyeye gelmedi ama matematiği yani toplama, çıkarma ve çarpım tablosunu en baştan öğrettim ona.. bir gün geldi "n..... abla bugün okulda öğretmen beni tahtaya kaldırdı soruyu yaptım" dedi öğretmen de bizimkine "aferin" demiş nasıl mutlu.. 2-3 gün böyle devam etmiş yani öğretmen kaldırmış bu yapmış falan öğretmeni öpmüş aferin diye.. (öğretmeni takdir ettim nasıl motive oldu çocuk) böyle olunca sürekli matematik çalışalım diyor matematik deyince yüzü gülüyor.. hadi türkçe çalışayım diyorum dudağını büküp "türkçeyi sevmiyorum" diyor :) naz yapmaya başladı velet "sor bakalım türkçe seni seviyor muymuş" diyorum gülüyor.. bir ara öğretmenin ödev vermediği bir zamanda fen dersinden üç üniteyi tek tek anlatmıştım ona hayattan örnekler göstererek kuvvet, hareket, madde falan.. fark ettim de iyice öğrenince yapabiliyor.. okulda genel sınav oldular ilk denemelerde her dersten 5-6 doğru 10 yanlış falan çıkıyordu. son denememizde matematikte 9 ve fende 11 doğrusu çıktı. son iki denemede de böyle gelince tesadüfen değil herhalde dedim. normalde bir öğrencinin "her dersten 5-6 yanlışı var" deseler "hemen düzeltmemiz gerek" derdim şuan bunu korusak ve bir iki soru arttırsak süper diye bakıyorum.. ama türkçeyle işimiz var okuduğumuzu anlamak zor.. yani okuyoruz ama bir soru sorsam cevaplayamıyoruz. anlamadan okuyor sanırım nasıl oluyorsa.. özet çıkartmak ne onu hiç bilmiyoruz!.. neyse bunu da zamanla aşarız umarım..

   Bana gelince bu ara kpss sınav sonuçlarımda artış olsa da çok küçük artışlar oluyor ve bu beni tatmin etmiyor.. matematik ve türkçede 60 ta bazen full en kötü de 53 falan çıkarıyorum ve bu kısımda zaten iyiyim.. daha fazla üzerine koyabileceğim bir şey yok.. kültür kısmına kasmam gerekiyor.. anayasayı epey çalıştım netlerim artsa da çok yeni öğrendiğim bir şey olduğu için bilmediğim bir sürü şey çıkıyor.. parlementer sistem, başkanlık falan ne olduğunu bilmeyen bir insanmışım.. öğrendikçe hoşuma gidiyor.. ama bu da puanımı çok arttırmıyor çünkü 9 soru.. tarihe çalışmam gerek ama ya kaçıyorum ya da vaktim olmuyor.. sevmeye başlasam da çok fazla bilgi var ve çalışsam da bilmediğim ya da hatırlayamadığım bir yerden soru çıkması sinirimi bozuyor :) sonra oturup ufaklık gibi "tarihi sevmiyorum" diyorum omuz silkip :) şu okul başlasa, derslerimi seçsem de neyin ne olacağı netleşse diyor bir yanım, diğer yanım da daha henüz dinlenemedin bile diyor.. zamanı şöyle dondursak ve ben 33653645 saat falan sadece yatsam olmaz mı?

   Bu arada yazıya baktım da altı kırmızı çizgilerle dolu.. kpss türkçesi çalışan ve hatta çocuklara türkçe öğreten biri olarak gerçekten utandım.. noktalama işaretlerinin hepsini biliyorum satır başında büyük harflerle başlanacağını da valla.. :) bu benim tamamen sabırsızlığımdan ve üşengeçliğimden..

   Son olarak sevdiğim bloggerlar sınava çalışıyorum bilmem neyim var uzun süre yazamayacağım falan dediklerinde uyuz olur ve üzülürdüm. bir saatini ayıramaz mı insan diyordum. şuan o dilimi ısırıyorum az ucundan.. gerçekten.. şuan her şey çok yoğun.. gidiyorum demiyorum ama umarım arayı çok fazla açmam.. özür diliyorum..

   Sevgiyle kalın..