31 Temmuz 2016 Pazar

The Killing..

   Yaz gelince kış aylarındaki koşuşturmacam kalmıyor.. Üzerimde öyle bir yorgunluk oluyor ki ilk hafta genellikle evden çıkmayacak kadar yatıyorum.. ilk zamanlar bu durumdan o kadar mutlu oluyorum ki miskinlik her tarafımı sarıyor :) tabii bu bir yerden sonra beni sıkmaya başlıyor.. kiloma takıp spor olaylarına gireyim diyorum tabii kısa bir süre sonra bırakıyorum :) online oyunlara sarıyorum her zamanki gibi ve tabii bir de yoğun olduğum zamanlarda izleyemediğim bütün film ve yabancı dizilerin acısını çıkarıyorum.. 

   Normalde blogda film dizi tanıtımı falan yapmazdım ama bu öyle bir şey ki.. insanların izlemesini ve böyle bir yapımın keyfini çıkarmasını isterdim.. Şahsen ben böyle bir dizi olup da farkında olmamayı istemezdim.. Dizi polisiye türünde ama ön yargılı olmamanızı istiyorum çünkü polisiye izlemiyorum diyen bir arkadaşım başka dizi var mı diye araştırmaya başladı.. 




   Dizinin ana kahramanları Sarah Linden ve  S. Holder.. Olay basit bir kayıpla başlıyor ortaya öyle şeyler dökülüyor ki şaşırıyorsunuz katil bir süre bulunamıyor ama sizi sıkmıyor da.. karakterlere kızıyor öfkeleniyorsunuz zaman zaman ama aslında hiç beklemediğiniz bir yaşam görüyorsunuz.. Bir ara katil herhalde ben çıkacağım diyordum :) Linden'ın soğuk, ruhsuz ve aklından ne geçtiğini anlamadığınız halleri başlarda insanı sinir etse de sonraları bir bakışından kaşlarını çatışından yine ne gördü diye düşünmeye başlıyorsunuz.. 

   

   İki sezonu bitirdikten sonra herhalde devamında bu kadar iyi olay örgüsü oluşturulamaz diyorsunuz ama olaylar bambaşka hayatlarda sizi şaşırtmaya devam ediyor.. Son sezonda 6 bölüm olduğunu görünce sızlanmıştım kendi kendime "izlenmedi sanırım, yarıda bitirdiler" falan fistan diye ama sonunda öyle olmadığını görüyorsunuz ve dizi sona eriyor.. bitiyor.. aklınızda acaba devam edecek mi diye tereddüt bırakmadan güzel bir sonla bitiyorlar.. 



   Yeni başlayan dizileri genelde izlemem ben.. sabırsız olduğum için yeni bölümünü bekleyemem o yüzden ya biten ya da 4-5 sezon tamamlanmış olanları izlemeyi tercih ediyorum ve 1-2 hafta içerisinde izlemiş oluyorum.. böyle olunca dizinin tam anlamıyla içinde oluyorsunuz unutmadan ve sanki hayatınızın bir parçasında onlar varmış gibi.. onlarla yaşıyormuş gibi.. her neyse umarım izlersiniz o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.. Yorum, eleştiri ya da tavsiyeniz olursa dikkate alırım bu tarz şeyler paylaştıkça yayılıyor ve insanların farkında olmasını sağlıyor.. 

   Bu arada online oyun oynayan varsa diye aşağıya bir link bırakıyorum buradan üyelik yaparsanız aynı dünyada oynuyoruz bakarsınız komşu oluruz falan..  :)



https://tr0.forgeofempires.com?invitation=1248458-tr5-l

28 Temmuz 2016 Perşembe

Yeşilin insanın içini açtığı 
Havasının genzini yaktığı bir gündü..
Çocuktum.. 
Yalnızlığın ve özgürlüğümün tadını çıkarmak için kendimi doğaya attım..
Yürürken üzeri eski püskü bir adam gördüm
Avucundakileri rüzgara doğru bırakıyordu..
Anlamlandıramadım..
Ne yaptığını sorduğumda "eliyorum" dedi..
"Ama yarısı gidiyor" dedim..
"Bunu göze almazsan elindekilerin çerçöpten farkı kalmaz" dedi..

Bazen bunu yapıyoruz hayatta 
Kıyamıyoruz, sevdiğimizi söylüyoruz..
Hayatımıza alıyoruz, vazgeçemiyoruz..
Yükte ağır çekiyor belki ama 
Beş para etmiyoruz..

5 Temmuz 2016 Salı

eksildi mi tamamlayamazsın, tamamlanamazsın..

   En sevdiklerinden biri öldüğünde içinden bir şey kopmuş hissedersin sonra bir müddet hiçbir şey hissedemezsin.. hissetmek istesen de sanki buz tutmuştur kalbin, donmuştur gözlerin.. zaman sadece geçip gider sen de köşeye sandalye atmış biri gibi olanı biteni izlersin.. 

   Yıllar yılların üzerini örter.. her şeyin ilacı olan zaman bu yaranın da kabuk bağlamasını sağlar.. sızlamaz eskisi gibi ama eksikliği de bir türlü kapanmaz.. bayramlar bayram gibi olmaz.. doğum günleri, ölüm günleri ve diğer o özel günlerinde bir sandalye boştur yüreğinde.. iyi bir gün, iyi bir bayram, iyi bir yıl olmaz.. 

   ve BUGÜN yine öyle bir gün..