9 Ağustos 2016 Salı

Gelecek, bir türlü gelmeyecek..

   Hayatımdan yazmayalı epey olmuş sanırım.. umutsuzum sanırım ve bu umutsuzluğumu bulaştırmak istemiyorum.. umutsuzluk da karamsarlık gibi bulaşıcı çünkü.. sürekli bir şeylerden şikayet eden bir insan oldum ve kendimi bile çekemiyorum.. 

   Kpss puanım belli oldu.. 87.99.. o nasıl bir puansa aslında küsüratın devamı da var ama ben 99 u görünce bıraktım.. bu puanla mı umutsuzsun diye düşünülebilir ama her şey dışarıdan görünüldüğü gibi değil.. sınavdan çıktığımda o kadar iyiydi ki moralim ilk ona girer gerekirse istediğim yere atanmak için 2.atamayı bile bekleyebilirim diyordum.. şu lanet branş sıralamasını açıklamadılar hala kaçıncıyım bilmiyorum.. en son bir arkadaşla konuştuk o böyle sorar tek tek herkese kaç puan aldın falan diye benim hiç yapacağım iş değil.. 30-45 arası bir yere girersin sevinmelisin dedi zoraki gülümsedim.. 15-20 kişi alınan bir bölümde (ki bazen alım bile yapmaya gerek duymuyorlar) atanmak için "nere olursa giderim abi" moduna girmek gerekiyor.. ha bazen ondan bile emin olamıyorum çünkü mülakat ve sözleşmeli olayını çıkardılar.. geçen annem arıyor beni sevinmiş kadın bir sürü memur alacaklarmış diyor anlatmaya çalıştım ama anladı mı bilmiyorum.. buraya da yazayım belki sözleşmeli de olsa atanayım diyen vardır.. bu konuda uzman değilim sadece aldığım iş hukuku dersimde öğrendiğime dayanarak konuşuyorum.. şöyle.. sözleşmeli personel kısa süreli çalışan olarak görülüyor ve sgk primi sadece çalıştığı gün sayısı üzerinden ödeniyor.. örnek vermek gerekirse iki öğretmen var biri kadrolu diğeri sözleşmeli ikisi de günde 5 saat ders veriyor olsun.. kadrolu olana tam maaş+30gün sgk primi ödeniyor.. aynı saat çalışan sözleşmeli öğretmenin saat üzerinden hesaplama yapılıyor.. 5x5=25 haftada 25x4=100 saat ayda çalışmış oluyor.. günde 7.5 saat çalışmamız gerktiğinden 100:7.5=13.333 yani 14 günü ödeniyor.. ne var yani zaten emekli olamayacağım diye düşünülebilir.. sadece emeklilik değil genel sağlık sigortası diyor ki sigortalının sağlıktan faydalanması için 30 gün primi yatması gerek.. yani hasta olduğunuzda hastaneye maaşınızı yatırmak istemiyorsanız aldığınız üç kuruş ile kalan 16 günlük primi sizin yatırmanız gerekiyor.. ayrıca size dediler ki sözleşmeniz bitti aynı sebepten işsizlik sigortasına başvuramıyorsunuz çünkü 30 günlük priminiz ödenmiyor.. benim bildiğim böyle.. o yüzden başvuru yapmadan önce bu konuyu lütfen araştırınız..

   Sadece bu kadar değil tabii ki :) bunlar yetmez gibi bir de son tercih zamanında devlet biyomedikal mühendisliği kadrosuna  "iş güvenliği sertifikasına sahip olmak" ön şartını koydu.. bir de iş güvenliği uzmanı oluyorum anlayacağınız üzere.. ne var bunda demeyin gözünüzü seveyim.. kursu, sınavı, sertifika bedeli derken 1500 tl çıkıyor insanın cebinden.. niye peki..? yaklaşık 3-4 senedir çıkan bu uzmanlığa başvurup uzman olan yaklaşık 3bin kişi olmuş ve bu kişiler devlet kadrosuna alınmıyor.. diyorlar ki sen iş güvenliği uzmanısın, git bir iş yeri bul oranın kurallarını iş güvenliğine göre düzenle partona de ki bu bu bu masrafları yapacaksın yapmazsan seni bakanlığa şikayet edeceğım.. patron da demeyecek mi ulan paranı cebine ben veriyorum sen kimi kime şikayet ediyorsun.. Saçma düzenimize saçma bir eklenti daha.. sonuç 3000x1500= 4.500.000 devletin kasasına giren para.. sınavı  girenlerin %10 u geçiyormuş yani hesaba katmadığım yüzde doksan var bir de.. neyse.. 

   Neden bilmiyorum ama son bir tez yılım kalmışken yüksek lisansa da gitmek istemiyorum.. gerçekten yaz bitsin istemiyorum sırf bu yüzden.. eskiden idealist bir kafa vardı ya beni burda kimse anlamıyor öyleyse idealist olayım bilmem ne falan.. şimdi yüksek lisans da yapsan, profesör de olsan bir bok değişmeyecek biliyorum.. hevesim kalmadı.. 

   Umarım bir sonraki daha iç açıcı bir yazı olur.. Bu da bugünkü umutsuz şarkımız olsun.. Sevgiyle kal..